Elektrikli araba düzmece bir proje mi?

Elektrikli araba kandırmaca mı? gerçekliği var mı yok mu? kendime göre bu konuda yazıp, bu sorunun cevabını arayacağım. Günümüzde oldukça popüler hale geldi. Bunu Türkiye için söylemiyorum, dünya ölçeğinde yakıt maliyetinden herkes kaçmak istiyor. Türkiye ölçeğinde ise malum. Yakıta para vermemek tatlı bir rüya adeta. Şunu baştan belirteyim, bu yazıda elektrikli araba üzerine yazacağım, hibrit arabalarla karıştırmayın. İsteyen linkini tıklayıp hibrit araba nedir yazıma gidebilir.

Elektrik araba kullanımı ve geleceği

Daha bir kaç gün evvel Elon Musk abimiz yeni projesi Cybertruck kamyoneti ve ATV türü motosikleti tanıttı. Sosyal medyada oldukça ilgi gören tanıtım otomobilseverleri de ikiye böldü. Kimi tasarımına kimi elektrikli araçların geleceğine atıf yaparak eleştirdi. Tasarımın güzelliği çok göreceli olmasa da (sonuçta insanların bir beğeni ortalaması var) benim tartışacağım konu elektrikli araçların geleceği. Bu konuyu tartışamamda bir kaç etken var.

Öncelikle yakıt ikmali gibi devasa bir sorun karşımıza çıkıyor. Pompadan yakıt alır gibi depoyu full doldurmak imkansız. Yine de bazı geliştirmelerle bir istasyonda pilleri değiştirmek mümkün fakat Tesla bu tür bir tasarım yapmıyor. Renault ise bunu düşünerek batarya setini sök tak biçimde yapmıştı. Videosu burada. Bu proje de hayata geçmedi, geçemedi. Yine de elektrikli arabaların geleceği için en büyük problem bence bu değil.

Yine insanı acaba diyerek kuşkuya düşüren maliyet kalemi batarya ömrü ve değişim maliyeti. Bugün başarısız olan Fluence ZE modelinin bataryası 4000 dolar civarı, Türk parasıyla 23 bin lira yapıyor. Yani neredeyse 3,500 litre mazot. Standart bir dizel aracı ortalama kullanımda 60000 kilometre götürebilecek kadar yakıt. Yakıttan tasarruf edip, bu parayı batarya parası olarak kullanmak ve yollarda ikmal için elektrik aramak pek cazip bir fikir değil. Zaten bu sebepten de istedikleri kadar satamayorlar. Klima gibi başlı başına bir konfor unsurunu kullanamama durumunu da saymıyorum.

elektrikli araba
Musk’ın yeni projesi Cybertruck

Peki bu işin en büyük yatırımcısı Elon Musk yalancı mı

Evet Elon Musk sahtekar mı hayal mi satıyor. Şimdi bu kısıma odaklanacağız. Bu kısma kadarki sorunlar doğrudan tüketicinin tercihleri ile ilgili bundan sonraki sorun ise tamamen dünyadaki enerji üretimi ile ilgili. BP 2018 Dünya Enerji İstatistik Görünümü Raporu‘na göre 2017 yılında dünyada 25 bin 451 terawatt saat elektrik üretimi olmuş. Ortalama tüketim ise 23500 terawatt saat kadar. Yani dünyanın elektrik konusunda boşa sıkacak kurşunu yok. Üstelik bu yüksek tüketimin en büyük sebebi sanayi iken üretimin çok yüksek bölümü kömürden karşılanıyor.

Hal bu iken elektrikli araçların sayısı arttıkça mevcut şebekeye getireceği yük de çok fazla. Hele hızlı şarj istasyonları arttıkça bu yük daha da artıyor. Yine bununla ilgili Zorlu Enerji‘nin yaptığı hesaplamalara göre araç başı 1500 dolar tutarında bir elektrik üretim ve şebeke yatırımı yapılması gerekiyor ki bir elektrik krizi yaşanmasın. Dolayısı ile dünyadaki tüm araçların 1.3 milyar civarı olduğunu düşünürseniz, sadece %10 kadarı elektrikli olsa 130 milyon araba için 195 milyar dolar tutarında elektrik şebeke ve üretimine yatırım yapmak gerekiyor. Dolayısı ile sorun sadece araba üretmek değil, aynı zamanda bunu kullanacak elektriği de üretmek. Tabii bu yatırımın da tüketiciden çıkacağını düşündüğünüz zaman karşıdan pek hoş bir fikir gibi gözükmüyor.

Elektrikli araba projeleri ölü mü doğdu?

Buna ölü doğmuş diyemem fakat Elon Musk da diğer firmalar da kısa sürede içten yanmalı motorlardan elektrik motorlarına geçişin mümkün olmadığını muhakkak bizlerden iyi biliyorlar. İşte zaten pazarlama kabiliyetleri burada başlıyor, bunu dünyanın kurtuluşu olarak pazarlıyorlar fakat bu araçlar için gerekli olan yatırımları, üretilmesi gereken enerji için oluşan karbon salımını hesaplamıyorlar. Bu noktada da hibrit araçlar daha sürdürülebilir bir proje olarak önümüze çıkıyor desek abartmayız.

Bana göre elektrikli araç dünyanın hazır olmadığı muhteşem bir pazarlama unsuru. Konuya olan eleştirim tüm verilere rağmen yine de subjektiftir fakat bu dönüşümün öyle 3-5 yılda olmasının mümkün olmadığı da basit verilerle gayet görülebilir bir gerçek. Yeterli süre için 30 yıl öngörüsü yapanlar bu verilere bakınca haklı gözüküyor. Yazıya burada son veriyorum, siz de konu hakkındaki düşünce ve eleştirileri aşağıdan yazabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.